Header Include

ترکي ژباړه - شعبان بریتش

ترکي ژبې ته د قرآن کریم د معناګانو ژباړه، ژباړوونکی: شعبان بریتش. سموالی ئې د رواد الترجمې مرکز تر څارنې لاندی شوی، او د نظر څرګندولو او ارزونې او دوامداره پرمختګ لپاره ئې د اصلي ژباړې کتل خلاص دي.

QR Code https://quran.islamcontent.com/ps/turkish_shaban

وَٱلۡمُرۡسَلَٰتِ عُرۡفٗا

Yemin olsun, birbiri ardınca gönderilenlere;

Yemin olsun, birbiri ardınca gönderilenlere;

فَٱلۡعَٰصِفَٰتِ عَصۡفٗا

Şiddetle esip savrulanlara;

Şiddetle esip savrulanlara;

وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشۡرٗا

Yaydıkça yayanlara;

Yaydıkça yayanlara;

فَٱلۡفَٰرِقَٰتِ فَرۡقٗا

Ayırdıkça ayıranlara;

Ayırdıkça ayıranlara;

فَٱلۡمُلۡقِيَٰتِ ذِكۡرًا

Zikri ulaştıranlara;

Zikri ulaştıranlara;

عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا

Özür veya korkutmak için,

Özür veya korkutmak için,

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٞ

Size vadedilen elbette gerçekleşecektir.

Size vadedilen elbette gerçekleşecektir.

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ

Yıldızların ışığı söndüğü zaman;

Yıldızların ışığı söndüğü zaman;

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتۡ

Gök yarıldığı;

Gök yarıldığı;

وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ

Dağlar un ufak savrulduğu zaman;

Dağlar un ufak savrulduğu zaman;

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ

Rasûller toplandığı zaman;

Rasûller toplandığı zaman;

لِأَيِّ يَوۡمٍ أُجِّلَتۡ

Bu hangi güne ertelenmiş?

Bu hangi güne ertelenmiş?

لِيَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ

Ayırma gününe.

Ayırma gününe.

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ

Hüküm gününün ne olduğunu ne bilirsin?

Hüküm gününün ne olduğunu ne bilirsin?

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Vay haline o gün, yalanlayanların!

أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِينَ

Evvelkileri helak etmedik mi?

Evvelkileri helak etmedik mi?

ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡأٓخِرِينَ

Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.

Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.

كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ

İşte suçlulara böyle yaparız!

İşte suçlulara böyle yaparız!

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Vay haline o gün, yalanlayanların!

أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءٖ مَّهِينٖ

Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارٖ مَّكِينٍ

Ve suyu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Ve suyu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

إِلَىٰ قَدَرٖ مَّعۡلُومٖ

Belli bir süreye kadar

Belli bir süreye kadar

فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ

Buna gücümüz yetti. Ne güzel güç yetirenleriz

Buna gücümüz yetti. Ne güzel güç yetirenleriz

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Vay haline o gün, yalanlayanların!

أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا

Yeryüzünü toplanma yeri kılmadık mı?

Yeryüzünü toplanma yeri kılmadık mı?

أَحۡيَآءٗ وَأَمۡوَٰتٗا

Dirilere ve ölülere.

Dirilere ve ölülere.

وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ شَٰمِخَٰتٖ وَأَسۡقَيۡنَٰكُم مَّآءٗ فُرَاتٗا

Orada yüksek dağlar yaratıp size tatlı su içirmedik mi?

Orada yüksek dağlar yaratıp size tatlı su içirmedik mi?

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Vay haline o gün, yalanlayanların!

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Haydi yalanladığınıza yürüyün.

Haydi yalanladığınıza yürüyün.

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلّٖ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبٖ

Yürüyün üç kollu (ateşin) gölgesine!

Yürüyün üç kollu (ateşin) gölgesine!

لَّا ظَلِيلٖ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ

Gölgelendirmez, alevden de korumaz.

Gölgelendirmez, alevden de korumaz.

إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرٖ كَٱلۡقَصۡرِ

O, köşk gibi kocaman kıvılcım saçar.

O, köşk gibi kocaman kıvılcım saçar.

كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٞ صُفۡرٞ

Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.

Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Vay haline o gün, yalanlayanların!

هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ

Bu, onların konuşamayacakları bir gündür

Bu, onların konuşamayacakları bir gündür

وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ

Özür dilemeleri için onlara izin verilmez

Özür dilemeleri için onlara izin verilmez

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Vay haline o gün, yalanlayanların!

هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ

Bu, ayırma günüdür Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız

Bu, ayırma günüdür Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız

فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدٞ فَكِيدُونِ

Eğer bana karşı bir tuzağınız varsa, onu hemen kurun!

Eğer bana karşı bir tuzağınız varsa, onu hemen kurun!

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Vay haline o gün, yalanlayanların!

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلٖ وَعُيُونٖ

Allah’tan sakınanlar ise gölgeler içinde ve pınar başlarındadır.

Allah’tan sakınanlar ise gölgeler içinde ve pınar başlarındadır.

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ

Arzu ettikleri meyveler…

Arzu ettikleri meyveler…

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için!

Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için!

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Yalanlayanların o gün vay haline!

Yalanlayanların o gün vay haline!

كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ

Yiyin ve azıcık faydalanın, nasılsa siz suçlusunuz!

Yiyin ve azıcık faydalanın, nasılsa siz suçlusunuz!

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Vay haline o gün, yalanlayanların!

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ

Onlara, “Rükû edin!” denildiği zaman, rükû etmezlerdi.

Onlara, “Rükû edin!” denildiği zaman, rükû etmezlerdi.

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Vay haline o gün, yalanlayanların!

فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ

Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze iman edecekler?

Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze iman edecekler?
Footer Include