Header Include

土耳其语翻译 - 拉瓦德翻译中心。

古兰经土耳其语译解,伊历1440年由拉瓦德翻译中心小组和伊斯兰之家网站合作翻译。www.islamhouse.com

QR Code https://quran.islamcontent.com/zh/turkish_rwwad

وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرۡقٗا

Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,

Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشۡطٗا

Andolsun kolaylıkla alanlara,

Andolsun kolaylıkla alanlara,

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبۡحٗا

Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,

Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبۡقٗا

Yarıştıkça yarışanlara,

Yarıştıkça yarışanlara,

فَٱلۡمُدَبِّرَٰتِ أَمۡرٗا

Her bir işi yürütmekle görevli olanlara,

Her bir işi yürütmekle görevli olanlara,

يَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

O gün (birinci üflemeyle) sarsılacak olan sarsılır.

O gün (birinci üflemeyle) sarsılacak olan sarsılır.

تَتۡبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

Bir diğeri de onu izler.

Bir diğeri de onu izler.

قُلُوبٞ يَوۡمَئِذٖ وَاجِفَةٌ

O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.

O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.

أَبۡصَٰرُهَا خَٰشِعَةٞ

Gözleri zilletle bakacaktır.

Gözleri zilletle bakacaktır.

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرۡدُودُونَ فِي ٱلۡحَافِرَةِ

Şöyle derler: “Biz gerçekten gerisin geriye eski haimize mi döndürüleceğiz?”

Şöyle derler: “Biz gerçekten gerisin geriye eski haimize mi döndürüleceğiz?”

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمٗا نَّخِرَةٗ

“Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?”

“Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?”

قَالُواْ تِلۡكَ إِذٗا كَرَّةٌ خَاسِرَةٞ

“Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür.” dediler.

“Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür.” dediler.

فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةٞ وَٰحِدَةٞ

Hâlbuki o, bir haykırıştan (Sûr’un üfürülmesinden) ibarettir.

Hâlbuki o, bir haykırıştan (Sûr’un üfürülmesinden) ibarettir.

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

Birden onlar (dirilmiş halde) bir düzlük üzeredirler.

Birden onlar (dirilmiş halde) bir düzlük üzeredirler.

هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

Musa’nın haberi sana geldi mi?

Musa’nın haberi sana geldi mi?

إِذۡ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلۡوَادِ ٱلۡمُقَدَّسِ طُوًى

Hani Rabbi ona, mukaddes Tuva Vadisi'nde seslenmişti.

Hani Rabbi ona, mukaddes Tuva Vadisi'nde seslenmişti.

ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

"Firavun’a git! Çünkü o gerçekten azdı.''

"Firavun’a git! Çünkü o gerçekten azdı.''

فَقُلۡ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

Deki: “Sen temizlenmek istiyor musun?”

Deki: “Sen temizlenmek istiyor musun?”

وَأَهۡدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخۡشَىٰ

"Seni, Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden saygı duyup korkasın!”

"Seni, Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden saygı duyup korkasın!”

فَأَرَىٰهُ ٱلۡأٓيَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰ

Derken Musa, ona en büyük mucizeyi gösterdi.

Derken Musa, ona en büyük mucizeyi gösterdi.

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

Fakat o, Musa’yı yalanladı ve isyan etti.

Fakat o, Musa’yı yalanladı ve isyan etti.

ثُمَّ أَدۡبَرَ يَسۡعَىٰ

Sonra sırt dönüp koşarak gitti.

Sonra sırt dönüp koşarak gitti.

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:

Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلۡأَعۡلَىٰ

“Ben, sizin en üstün rabbinizim!” dedi.

“Ben, sizin en üstün rabbinizim!” dedi.

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلۡأٓخِرَةِ وَٱلۡأُولَىٰٓ

Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.

Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبۡرَةٗ لِّمَن يَخۡشَىٰٓ

Şüphesiz bunda, Allah’tan sakınıp korkan kimseler için bir ibret vardır.

Şüphesiz bunda, Allah’tan sakınıp korkan kimseler için bir ibret vardır.

ءَأَنتُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُۚ بَنَىٰهَا

Sizi yaratmak mı daha güçtür yoksa göğü mü? Onu (Allah) bina etti.

Sizi yaratmak mı daha güçtür yoksa göğü mü? Onu (Allah) bina etti.

رَفَعَ سَمۡكَهَا فَسَوَّىٰهَا

Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.

Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.

وَأَغۡطَشَ لَيۡلَهَا وَأَخۡرَجَ ضُحَىٰهَا

Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.

Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.

وَٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

Ve daha sonra da yeri döşeyip yaydı.

Ve daha sonra da yeri döşeyip yaydı.

أَخۡرَجَ مِنۡهَا مَآءَهَا وَمَرۡعَىٰهَا

Oradan suyunu ve otlağını çıkardı.

Oradan suyunu ve otlağını çıkardı.

وَٱلۡجِبَالَ أَرۡسَىٰهَا

Dağları da sapasağlam yerleştirdi.

Dağları da sapasağlam yerleştirdi.

مَتَٰعٗا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ

Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.

Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلۡكُبۡرَىٰ

Her şeyi alt üst eden o büyük felaket (kıyamet) geldiği vakit.

Her şeyi alt üst eden o büyük felaket (kıyamet) geldiği vakit.

يَوۡمَ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ

O gün insan, yaptıklarını hatırlayacak.

O gün insan, yaptıklarını hatırlayacak.

وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

Artık kim taşkınlık etmiş ise.

Artık kim taşkınlık etmiş ise.

وَءَاثَرَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا

Dünya hayatını tercih ettiyse.

Dünya hayatını tercih ettiyse.

فَإِنَّ ٱلۡجَحِيمَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ

Cehennem onun varacağı barınaktır.

Cehennem onun varacağı barınaktır.

وَأَمَّا مَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفۡسَ عَنِ ٱلۡهَوَىٰ

Kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsini kötü arzularından alıkoyarsa,

Kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsini kötü arzularından alıkoyarsa,

فَإِنَّ ٱلۡجَنَّةَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ

(O kimse için) Hiç şüphesiz Cennet yegâne barınaktır.

(O kimse için) Hiç şüphesiz Cennet yegâne barınaktır.

يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرۡسَىٰهَا

Sana kıyametten soruyorlar: "Gelip çatması ne zaman?" diye.

Sana kıyametten soruyorlar: "Gelip çatması ne zaman?" diye.

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكۡرَىٰهَآ

Sen onu nereden bileceksin?

Sen onu nereden bileceksin?

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

Rabbine aittir onunla ilgili son bilgi.

Rabbine aittir onunla ilgili son bilgi.

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخۡشَىٰهَا

Sen ancak, ondan korkan kimseler için bir uyarıcısın.

Sen ancak, ondan korkan kimseler için bir uyarıcısın.

كَأَنَّهُمۡ يَوۡمَ يَرَوۡنَهَا لَمۡ يَلۡبَثُوٓاْ إِلَّا عَشِيَّةً أَوۡ ضُحَىٰهَا

Onlar onu gördükleri gün sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar.

Onlar onu gördükleri gün sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar.
Footer Include