Header Include

তুর্কি ভাষায় অনুবাদ - ড. আলী ওজক ও অন্যান্য

তুর্কি ভাষায় আল-কুরআনুল কারীমের অর্থসমূহের অনুবাদ। একদল আলেম কর্তৃক অনূদিত। অতপর মারকাযু রুওয়াদুদ তরজমার তত্ত্বাবধানে সংশোধন করা হয়েছে। পরামর্শ, মূল্যায়ন ও উত্তরোত্তর উন্নতির স্বার্থে মূল অনুবাদ দেখারও সুযোগ রয়েছে।

QR Code https://quran.islamcontent.com/bn/turkish_shahin

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ

(Peygamber), ötürü yüzünü ekşitti ve geri döndü.

(Peygamber), ötürü yüzünü ekşitti ve geri döndü.

أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ

âmânın kendisine gelmesinden

âmânın kendisine gelmesinden

وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ

(Rasûlüm! Onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek

(Rasûlüm! Onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek

أَوۡ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰٓ

yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.

yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.

أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ

Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince,

Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince,

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ

sen ona yöneliyorsun.

sen ona yöneliyorsun.

وَمَا عَلَيۡكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.

Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسۡعَىٰ

Fakat koşarak ve sana gelenle de

Fakat koşarak ve sana gelenle de

وَهُوَ يَخۡشَىٰ

(Allah'tan) korkarak

(Allah'tan) korkarak

فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ

ilgilenmiyorsun.

ilgilenmiyorsun.

كَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةٞ

Hayır, şüphesiz bunlar (ayetler ), bir öğüttür.

Hayır, şüphesiz bunlar (ayetler ), bir öğüttür.

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Dileyen ondan ( Kur'an'dan ) öğüt alır.

Dileyen ondan ( Kur'an'dan ) öğüt alır.

فِي صُحُفٖ مُّكَرَّمَةٖ

Tertemiz kılınmış mukaddes sahifelerde (yazılı)

Tertemiz kılınmış mukaddes sahifelerde (yazılı)

مَّرۡفُوعَةٖ مُّطَهَّرَةِۭ

yüce makamlara kaldırılmış,

yüce makamlara kaldırılmış,

بِأَيۡدِي سَفَرَةٖ

katiplerin elleriyle ( yazılıp )

katiplerin elleriyle ( yazılıp )

كِرَامِۭ بَرَرَةٖ

değerli ve itaatkar meleklerin.

değerli ve itaatkar meleklerin.

قُتِلَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ

Kahrolası insan! Ne inkârcıdır!

Kahrolası insan! Ne inkârcıdır!

مِنۡ أَيِّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥ

Allah onu neden yarattı?

Allah onu neden yarattı?

مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ

Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona şekil verdi.

Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona şekil verdi.

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ

Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ

Sonra onun canını aldı ve kabre soktu.

Sonra onun canını aldı ve kabre soktu.

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ

Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir.

Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir.

كَلَّا لَمَّا يَقۡضِ مَآ أَمَرَهُۥ

Hayır! (İnsan) Allah'ın emrettiğini yapmadı.

Hayır! (İnsan) Allah'ın emrettiğini yapmadı.

فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ

İnsan, yediğine bir baksın!

İnsan, yediğine bir baksın!

أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَآءَ صَبّٗا

Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık.

Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık.

ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقّٗا

Sonra toprağı göz göz yardık da

Sonra toprağı göz göz yardık da

فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا حَبّٗا

oradan ekinler bitirdik.

oradan ekinler bitirdik.

وَعِنَبٗا وَقَضۡبٗا

Üzüm bağları, sebzeler,

Üzüm bağları, sebzeler,

وَزَيۡتُونٗا وَنَخۡلٗا

zeytin ve hurma ağaçları,

zeytin ve hurma ağaçları,

وَحَدَآئِقَ غُلۡبٗا

iri ve sık ağaçlı bahçeler,

iri ve sık ağaçlı bahçeler,

وَفَٰكِهَةٗ وَأَبّٗا

meyveler ve çayırlar.

meyveler ve çayırlar.

مَّتَٰعٗا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ

(Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

(Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ

Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,

Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,

يَوۡمَ يَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِيهِ

İşte o gün kişi kardeşinden kaçar.

İşte o gün kişi kardeşinden kaçar.

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ

Annesinden, babasından,

Annesinden, babasından,

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ

eşinden ve çocuklarından.

eşinden ve çocuklarından.

لِكُلِّ ٱمۡرِيٕٖ مِّنۡهُمۡ يَوۡمَئِذٖ شَأۡنٞ يُغۡنِيهِ

O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.

O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.

وُجُوهٞ يَوۡمَئِذٖ مُّسۡفِرَةٞ

O gün bir takım yüzler parlak,

O gün bir takım yüzler parlak,

ضَاحِكَةٞ مُّسۡتَبۡشِرَةٞ

güleç ve sevinçlidir.

güleç ve sevinçlidir.

وَوُجُوهٞ يَوۡمَئِذٍ عَلَيۡهَا غَبَرَةٞ

Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş,

Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş,

تَرۡهَقُهَا قَتَرَةٌ

hüzünden kapkara kesilmiştir.

hüzünden kapkara kesilmiştir.

أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَفَرَةُ ٱلۡفَجَرَةُ

İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.

İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.
Footer Include