Header Include

ترجمه ى تركى - مركز رواد ترجمه

ترجمه ى معانى قرآن كريم به زبان تركى. مترجم: تيم مركز رواد ترجمه، با همكارى وب سایت دار الاسلام (www.islamhouse.com) در سال 1440 هجرى قمرى.

QR Code https://quran.islamcontent.com/fa/turkish_rwwad

وَٱلۡفَجۡرِ

Fecre/tan yerinin ağarmasına andolsun.

Fecre/tan yerinin ağarmasına andolsun.

وَلَيَالٍ عَشۡرٖ

Ve on geceye andolsun.

Ve on geceye andolsun.

وَٱلشَّفۡعِ وَٱلۡوَتۡرِ

Çifte ve teke andolsun.

Çifte ve teke andolsun.

وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَسۡرِ

Yürüyüp gittiği zaman geceye andolsun.

Yürüyüp gittiği zaman geceye andolsun.

هَلۡ فِي ذَٰلِكَ قَسَمٞ لِّذِي حِجۡرٍ

Bunda akıl sahibi için bir yemin var (değil) mi?

Bunda akıl sahibi için bir yemin var (değil) mi?

أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

Rabbinin Ad (kavmin)'e ne yaptığını görmedin mi?

Rabbinin Ad (kavmin)'e ne yaptığını görmedin mi?

إِرَمَ ذَاتِ ٱلۡعِمَادِ

Yüksek sütun sahibi İrem şehrine.

Yüksek sütun sahibi İrem şehrine.

ٱلَّتِي لَمۡ يُخۡلَقۡ مِثۡلُهَا فِي ٱلۡبِلَٰدِ

O (İrem Şehri) ki, beldeler (ülkeler) içinde onun bir eşi yaratılmadı.

O (İrem Şehri) ki, beldeler (ülkeler) içinde onun bir eşi yaratılmadı.

وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُواْ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِ

Ve vadideki kayaları oyan Semûd kavmine.

Ve vadideki kayaları oyan Semûd kavmine.

وَفِرۡعَوۡنَ ذِي ٱلۡأَوۡتَادِ

Ve kazıklar sahibi Firavun’.

Ve kazıklar sahibi Firavun’.

ٱلَّذِينَ طَغَوۡاْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ

Onlar ki memleketlerde azgınlık etmişlerdi.

Onlar ki memleketlerde azgınlık etmişlerdi.

فَأَكۡثَرُواْ فِيهَا ٱلۡفَسَادَ

Oralarda kötülüğü çoğalttılar.

Oralarda kötülüğü çoğalttılar.

فَصَبَّ عَلَيۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ

Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.

Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.

إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ

Muhakkak Rabbin gözetlemededir.

Muhakkak Rabbin gözetlemededir.

فَأَمَّا ٱلۡإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَكۡرَمَنِ

Ancak insana; Rabbi ne zaman onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa ve nimet verse: "Rabbim bana ikramda bulundu" der.

Ancak insana; Rabbi ne zaman onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa ve nimet verse: "Rabbim bana ikramda bulundu" der.

وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِ

Ama ne zaman onu imtihan ederek rızkını daraltsa: "Rabbim beni hor kıldı" der.

Ama ne zaman onu imtihan ederek rızkını daraltsa: "Rabbim beni hor kıldı" der.

كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَ

Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.

Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.

وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ

Yoksula yemek vermeye teşvik etmiyorsunuz.

Yoksula yemek vermeye teşvik etmiyorsunuz.

وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلٗا لَّمّٗا

Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.

Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.

وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبّٗا جَمّٗا

Malı da pek çok seviyorsunuz.

Malı da pek çok seviyorsunuz.

كَلَّآۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكّٗا دَكّٗا

Hayır! Yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman.

Hayır! Yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman.

وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفّٗا صَفّٗا

Rabbin ve saf saf melekler geldiği zaman.

Rabbin ve saf saf melekler geldiği zaman.

وَجِاْيٓءَ يَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ يَوۡمَئِذٖ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ

O gün cehennem de getirilmiştir. İşte o gün insan düşünüp hatırlar. Ama hatırlamaktan ona ne (fayda) var!

O gün cehennem de getirilmiştir. İşte o gün insan düşünüp hatırlar. Ama hatırlamaktan ona ne (fayda) var!

يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي قَدَّمۡتُ لِحَيَاتِي

Der ki: "Ah keşke! (Bu) hayatım için önceden bir şeyler göndermiş olsaydım!"

Der ki: "Ah keşke! (Bu) hayatım için önceden bir şeyler göndermiş olsaydım!"

فَيَوۡمَئِذٖ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٞ

Artık o gün de O'nun azabı gibi hiçbir kimse azap yapamaz.

Artık o gün de O'nun azabı gibi hiçbir kimse azap yapamaz.

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٞ

Ve O'nun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.

Ve O'nun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.

يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ

Ey huzura ermiş nefis!

Ey huzura ermiş nefis!

ٱرۡجِعِيٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةٗ مَّرۡضِيَّةٗ

“Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!”

“Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!”

فَٱدۡخُلِي فِي عِبَٰدِي

Kullarımın arasına katıl!

Kullarımın arasına katıl!

وَٱدۡخُلِي جَنَّتِي

Ve gir Cennet'ime!

Ve gir Cennet'ime!
Footer Include