Header Include

Terjemahan Berbahasa Turki - Pusat Terjemah Ruwwād.

Terjemahan makna Al-Qur`ān Al-Karīm ke Bahasa Turki. Diterjemahkan oleh Pusat Terjemah Ruwwād bekerja sama dengan situs Islamhouse www.islamhouse.com, tahun 1440

QR Code https://quran.islamcontent.com/id/turkish_rwwad

وَيۡلٞ لِّلۡمُطَفِّفِينَ

Ölçüde hile yapanların vay haline!

Ölçüde hile yapanların vay haline!

ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكۡتَالُواْ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسۡتَوۡفُونَ

Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman tam ölçerler.

Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman tam ölçerler.

وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ يُخۡسِرُونَ

Ama kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksiltirler.

Ama kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksiltirler.

أَلَا يَظُنُّ أُوْلَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبۡعُوثُونَ

Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler?

Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler?

لِيَوۡمٍ عَظِيمٖ

Çok büyük bir gün için.

Çok büyük bir gün için.

يَوۡمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

İnsanlar o günde alemlerin Rabbinin huzuruna kalkıp, duracaklardır.

İnsanlar o günde alemlerin Rabbinin huzuruna kalkıp, duracaklardır.

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٖ

Hayır! Günahkârların kitabı muhakkak “Siccîn”dedir.

Hayır! Günahkârların kitabı muhakkak “Siccîn”dedir.

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سِجِّينٞ

“Siccîn”in ne olduğunu sen ne bileceksin?

“Siccîn”in ne olduğunu sen ne bileceksin?

كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ

(O günahkârların yazısı) Amellerinin sayılıp yazıldığı bir kitaptır.

(O günahkârların yazısı) Amellerinin sayılıp yazıldığı bir kitaptır.

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlayanların vay haline!

O gün yalanlayanların vay haline!

ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ

Ki onlar, ceza gününü yalan sayarlar.

Ki onlar, ceza gününü yalan sayarlar.

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ

Onu; ancak her azgın, günahkâr kimse yalanlar.

Onu; ancak her azgın, günahkâr kimse yalanlar.

إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Ona ayetlerimiz okunsa; "Eskilerin masalları." der.

Ona ayetlerimiz okunsa; "Eskilerin masalları." der.

كَلَّاۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ

Hayır, aksine onların kazandıkları kalplerini örtmüştür.

Hayır, aksine onların kazandıkları kalplerini örtmüştür.

كَلَّآ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ يَوۡمَئِذٖ لَّمَحۡجُوبُونَ

Hayır! Şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

Hayır! Şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُواْ ٱلۡجَحِيمِ

Sonra da Cehennem'e atılacaklardır.

Sonra da Cehennem'e atılacaklardır.

ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Sonra da onlara; “Yalanlamış olduğunuz işte budur!” denilecek.

Sonra da onlara; “Yalanlamış olduğunuz işte budur!” denilecek.

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡأَبۡرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ

Hayır, şüphe yok ki iyilerin kitabı “illiyyin”dedir.

Hayır, şüphe yok ki iyilerin kitabı “illiyyin”dedir.

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ

İlliyyun'un ne olduğunu sen ne bileceksin?

İlliyyun'un ne olduğunu sen ne bileceksin?

كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ

O yazılmış bir kitaptır.

O yazılmış bir kitaptır.

يَشۡهَدُهُ ٱلۡمُقَرَّبُونَ

Ona, Allah’a yakın olanlar şâhit olur.

Ona, Allah’a yakın olanlar şâhit olur.

إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمٍ

Şüphesiz iyi kimseler Naîm Cenneti'ndedirler.

Şüphesiz iyi kimseler Naîm Cenneti'ndedirler.

عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.

Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.

تَعۡرِفُ فِي وُجُوهِهِمۡ نَضۡرَةَ ٱلنَّعِيمِ

Onların yüzlerinde nimetlerin sevincini görürsün.

Onların yüzlerinde nimetlerin sevincini görürsün.

يُسۡقَوۡنَ مِن رَّحِيقٖ مَّخۡتُومٍ

Onlara mühürlü halis bir şaraptan içirilir.

Onlara mühürlü halis bir şaraptan içirilir.

خِتَٰمُهُۥ مِسۡكٞۚ وَفِي ذَٰلِكَ فَلۡيَتَنَافَسِ ٱلۡمُتَنَٰفِسُونَ

Onun (içiminin) sonu bir misktir. İşte yarışanlar bunun için yarışsınlar.

Onun (içiminin) sonu bir misktir. İşte yarışanlar bunun için yarışsınlar.

وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسۡنِيمٍ

Onun karışımı Tesnim’dendir.

Onun karışımı Tesnim’dendir.

عَيۡنٗا يَشۡرَبُ بِهَا ٱلۡمُقَرَّبُونَ

Bir pınar ki, Allah’a yakın olanlar ondan içerler.

Bir pınar ki, Allah’a yakın olanlar ondan içerler.

إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ كَانُواْ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَضۡحَكُونَ

Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.

Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.

وَإِذَا مَرُّواْ بِهِمۡ يَتَغَامَزُونَ

Yanlarından geçtiklerinde birbirlerine kaş göz işaretleri yaparlardı.

Yanlarından geçtiklerinde birbirlerine kaş göz işaretleri yaparlardı.

وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓاْ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمُ ٱنقَلَبُواْ فَكِهِينَ

Ailelerine döndükleri zaman zevk duyarak dönerlerdi.

Ailelerine döndükleri zaman zevk duyarak dönerlerdi.

وَإِذَا رَأَوۡهُمۡ قَالُوٓاْ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ

Onları gördüklerinde: "Bunlar hiç şüphesiz sapıklardır" derlerdi.

Onları gördüklerinde: "Bunlar hiç şüphesiz sapıklardır" derlerdi.

وَمَآ أُرۡسِلُواْ عَلَيۡهِمۡ حَٰفِظِينَ

Hâlbuki onlar, Mü’minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.

Hâlbuki onlar, Mü’minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.

فَٱلۡيَوۡمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنَ ٱلۡكُفَّارِ يَضۡحَكُونَ

İşte bugün Mü’minler kâfirlere gülerler.

İşte bugün Mü’minler kâfirlere gülerler.

عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.

Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.

هَلۡ ثُوِّبَ ٱلۡكُفَّارُ مَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ

Kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını gördüler mi?

Kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını gördüler mi?
Footer Include