Salin sa Wikang Turko ni Shaaban Britsh

Pagsasalin ng mga Kahulugan ng Marangal na Qur'an

Isinalin ito ni Shaaban Britsh. Isinagawa ang pag-unlad nito sa pangangasiwa ng Sentro ng Rowad sa Pagsasalin. Pinapayagan ang pagtingin sa orihinal na salin sa layuning magpahayag ng pananaw at pagsusuri para sa patuloy na pag-unlad.

QR Code https://quran.islamcontent.com/tl/turkish_shaban

هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلۡغَٰشِيَةِ

Bürüyen günün haberi sana geldi mi?

Bürüyen günün haberi sana geldi mi?

وُجُوهٞ يَوۡمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ

O gün, yüzler vardır yere yıkılmış,

O gün, yüzler vardır yere yıkılmış,

عَامِلَةٞ نَّاصِبَةٞ

Çalışmış, boşa yorulmuş,

Çalışmış, boşa yorulmuş,

تَصۡلَىٰ نَارًا حَامِيَةٗ

Kızgın ateşe yaslanan,

Kızgın ateşe yaslanan,

تُسۡقَىٰ مِنۡ عَيۡنٍ ءَانِيَةٖ

Kızgın bir kaynaktan içen,

Kızgın bir kaynaktan içen,

لَّيۡسَ لَهُمۡ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٖ

Onlara kuru dikenden başka yiyecek yoktur.

Onlara kuru dikenden başka yiyecek yoktur.

لَّا يُسۡمِنُ وَلَا يُغۡنِي مِن جُوعٖ

Ne semirtir ne açlığı giderir.

Ne semirtir ne açlığı giderir.

وُجُوهٞ يَوۡمَئِذٖ نَّاعِمَةٞ

O günde yüzler vardır pırıl pırıl.

O günde yüzler vardır pırıl pırıl.

لِّسَعۡيِهَا رَاضِيَةٞ

Çalışmasından hoşnuttur.

Çalışmasından hoşnuttur.

فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٖ

Yüksek bir Cennet'tedir.

Yüksek bir Cennet'tedir.

لَّا تَسۡمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةٗ

Orada boş söz işitmezler.

Orada boş söz işitmezler.

فِيهَا عَيۡنٞ جَارِيَةٞ

Orada akan bir pınar.

Orada akan bir pınar.

فِيهَا سُرُرٞ مَّرۡفُوعَةٞ

Orada yükseltilmiş sedirler/yataklar .

Orada yükseltilmiş sedirler/yataklar .

وَأَكۡوَابٞ مَّوۡضُوعَةٞ

Konulmuş kadehler.

Konulmuş kadehler.

وَنَمَارِقُ مَصۡفُوفَةٞ

Sıra sıra yastıklar.

Sıra sıra yastıklar.

وَزَرَابِيُّ مَبۡثُوثَةٌ

Serilmiş halılar vardır.

Serilmiş halılar vardır.

أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلۡإِبِلِ كَيۡفَ خُلِقَتۡ

Bakmazlar mı deveye? Nasıl yaratıldı?

Bakmazlar mı deveye? Nasıl yaratıldı?

وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيۡفَ رُفِعَتۡ

Ve göğe, nasıl yükseltildi?

Ve göğe, nasıl yükseltildi?

وَإِلَى ٱلۡجِبَالِ كَيۡفَ نُصِبَتۡ

Ve dağlara, nasıl dikildi?

Ve dağlara, nasıl dikildi?

وَإِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَيۡفَ سُطِحَتۡ

Ve yere, nasıl yayıldı?

Ve yere, nasıl yayıldı?

فَذَكِّرۡ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٞ

Hatırlat! Sen ancak uyarıcısın.

Hatırlat! Sen ancak uyarıcısın.

لَّسۡتَ عَلَيۡهِم بِمُصَيۡطِرٍ

Onlar üzerinde bir zorba değilsin.

Onlar üzerinde bir zorba değilsin.

إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ

Ancak, kim yüz çevirir ve kâfir olursa,

Ancak, kim yüz çevirir ve kâfir olursa,

فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَكۡبَرَ

Allah, onu en büyük azap ile azap eder.

Allah, onu en büyük azap ile azap eder.

إِنَّ إِلَيۡنَآ إِيَابَهُمۡ

Şüphesiz onların dönüşü bizedir.

Şüphesiz onların dönüşü bizedir.

ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا حِسَابَهُم

Sonra da onların hesabını görmek bizedir.

Sonra da onların hesabını görmek bizedir.