Header Include

Turkish translation - Shaaban Britsh

Translation of the Quran meanings into Turkish by Shaaban Britsh. Notice: Some referred translated verses corrected by Rowwad Translation Center. The original translation is available for suggestions, continuous evaluation and development.

QR Code https://quran.islamcontent.com/tr/turkish_shaban

عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ

Neyi soruşturup duruyorlar?

Neyi soruşturup duruyorlar?

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ

Büyük haberi mi?

Büyük haberi mi?

ٱلَّذِي هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ

Onlar ki, hakkında ihtilaf ediyorlar.

Onlar ki, hakkında ihtilaf ediyorlar.

كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ

Hayır, yakında öğrenecekler.

Hayır, yakında öğrenecekler.

ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ

Sonra, Hayır! Yakında öğrenecekler.

Sonra, Hayır! Yakında öğrenecekler.

أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَٰدٗا

Yeri bir döşek kılmadık mı?

Yeri bir döşek kılmadık mı?

وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادٗا

Dağları da birer kazık.

Dağları da birer kazık.

وَخَلَقۡنَٰكُمۡ أَزۡوَٰجٗا

Sizi de çift çift yarattık.

Sizi de çift çift yarattık.

وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتٗا

Uykunuzu dinlenme kıldık.

Uykunuzu dinlenme kıldık.

وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسٗا

Geceyi örtü kıldık.

Geceyi örtü kıldık.

وَجَعَلۡنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشٗا

Gündüzü de geçimlik kıldık.

Gündüzü de geçimlik kıldık.

وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعٗا شِدَادٗا

Üstünüze de sapasağlam yedi kat bina ettik.

Üstünüze de sapasağlam yedi kat bina ettik.

وَجَعَلۡنَا سِرَاجٗا وَهَّاجٗا

Işık saçan bir de lamba yarattık.

Işık saçan bir de lamba yarattık.

وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٰتِ مَآءٗ ثَجَّاجٗا

Ve o sıkıştıranlardan/bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.

Ve o sıkıştıranlardan/bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.

لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبّٗا وَنَبَاتٗا

Onunla taneler ve bitkiler çıkaralım diye.

Onunla taneler ve bitkiler çıkaralım diye.

وَجَنَّٰتٍ أَلۡفَافًا

Ve birbirine girmiş sarmaş dolaş bahçeler...

Ve birbirine girmiş sarmaş dolaş bahçeler...

إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَٰتٗا

Ayırım/fasl günü belirlenmiş bir vakittir.

Ayırım/fasl günü belirlenmiş bir vakittir.

يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجٗا

Sur’a üflendiği gün bölük bölük geleceksiniz.

Sur’a üflendiği gün bölük bölük geleceksiniz.

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٰبٗا

(O gün) gök açılıp, kapı kapı olmuştur.

(O gün) gök açılıp, kapı kapı olmuştur.

وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا

Dağlar yürütülüp, serap olmuştur.

Dağlar yürütülüp, serap olmuştur.

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادٗا

Cehennem de gözlemektedir.

Cehennem de gözlemektedir.

لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابٗا

Azgınların varacağı sığınak,

Azgınların varacağı sığınak,

لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحۡقَابٗا

Orada çağlar boyu kalacaklardır.

Orada çağlar boyu kalacaklardır.

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرۡدٗا وَلَا شَرَابًا

Orada ne serinlik tadacaklar, ne de bir içecek.

Orada ne serinlik tadacaklar, ne de bir içecek.

إِلَّا حَمِيمٗا وَغَسَّاقٗا

Kaynar su ve irinden başka...

Kaynar su ve irinden başka...

جَزَآءٗ وِفَاقًا

Uygun bir ceza!

Uygun bir ceza!

إِنَّهُمۡ كَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابٗا

Çünkü onlar, hesabı ummuyorlardı.

Çünkü onlar, hesabı ummuyorlardı.

وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابٗا

Ayetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

Ayetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

وَكُلَّ شَيۡءٍ أَحۡصَيۡنَٰهُ كِتَٰبٗا

Her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.

Her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.

فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا

İşte, tadına bakın, size azaptan başka bir şey artırmayacağız.

İşte, tadına bakın, size azaptan başka bir şey artırmayacağız.

إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا

Muttakiler için kurtuluş...

Muttakiler için kurtuluş...

حَدَآئِقَ وَأَعۡنَٰبٗا

Bahçeler ve bağlar,

Bahçeler ve bağlar,

وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابٗا

Göğüsleri olgun, yaşıt kızlar,

Göğüsleri olgun, yaşıt kızlar,

وَكَأۡسٗا دِهَاقٗا

Dolu dolu kadehler.

Dolu dolu kadehler.

لَّا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوٗا وَلَا كِذَّٰبٗا

Orada boş ve yalan söz işitmezler.

Orada boş ve yalan söz işitmezler.

جَزَآءٗ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابٗا

(Bunlar) Rabbinden bir karşılık, bol bir bağıştır.

(Bunlar) Rabbinden bir karşılık, bol bir bağıştır.

رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلرَّحۡمَٰنِۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابٗا

(Bunlar) göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbindendir. O, Rahman'dır. Ona hitap etmeye güç yetiremezler.

(Bunlar) göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbindendir. O, Rahman'dır. Ona hitap etmeye güç yetiremezler.

يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ صَفّٗاۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَقَالَ صَوَابٗا

Ruh/Cebrail ve meleklerin saf halinde durdukları gün, ancak Rahman’ın kendisine izin verdiği konuşabilir. O da doğruyu konuşur.

Ruh/Cebrail ve meleklerin saf halinde durdukları gün, ancak Rahman’ın kendisine izin verdiği konuşabilir. O da doğruyu konuşur.

ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا

İşte bu, hak olan gündür. Dileyen Rabbine dönüş yolu tutar.

İşte bu, hak olan gündür. Dileyen Rabbine dönüş yolu tutar.

إِنَّآ أَنذَرۡنَٰكُمۡ عَذَابٗا قَرِيبٗا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَٰلَيۡتَنِي كُنتُ تُرَٰبَۢا

Biz, sizi yakın bir azap ile uyardık. Kişi o gün, elleri ile ne sunduğuna bakar. Kâfir olan da: "Keşke toprak olsaydım!" der.

Biz, sizi yakın bir azap ile uyardık. Kişi o gün, elleri ile ne sunduğuna bakar. Kâfir olan da: "Keşke toprak olsaydım!" der.
Footer Include