Header Include

الترجمة التركية - د. علي أوزك وآخرون

ترجمة معاني القرآن الكريم إلى اللغة التركية، ترجمها مجموعة من العلماء. تم تصويبها بإشراف مركز رواد الترجمة، ويتاح الإطلاع على الترجمة الأصلية لغرض إبداء الرأي والتقييم والتطوير المستمر.

QR Code https://quran.islamcontent.com/ar/turkish_shahin

عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ

Birbirlerine neyi soruyorlar?

Birbirlerine neyi soruyorlar?

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ

(İnanıp inanmamakta) büyük haberi mi?

(İnanıp inanmamakta) büyük haberi mi?

ٱلَّذِي هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ

Ayrılığa düştükleri.

Ayrılığa düştükleri.

كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ

Hayır! Anlayacaklar!

Hayır! Anlayacaklar!

ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ

Yine hayır! Onlar anlayacaklar!

Yine hayır! Onlar anlayacaklar!

أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَٰدٗا

Biz, yeryüzünü bir döşek yapmadık mı?

Biz, yeryüzünü bir döşek yapmadık mı?

وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادٗا

Dağları da birer kazık.

Dağları da birer kazık.

وَخَلَقۡنَٰكُمۡ أَزۡوَٰجٗا

Sizi çifter çifter yarattık.

Sizi çifter çifter yarattık.

وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتٗا

Uykunuzu bir dinlenme kıldık.

Uykunuzu bir dinlenme kıldık.

وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسٗا

Geceyi bir örtü yaptık.

Geceyi bir örtü yaptık.

وَجَعَلۡنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشٗا

Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı yaptık.

Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı yaptık.

وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعٗا شِدَادٗا

Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.

Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.

وَجَعَلۡنَا سِرَاجٗا وَهَّاجٗا

(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.

(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.

وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٰتِ مَآءٗ ثَجَّاجٗا

Üst üste yığılıp sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.

Üst üste yığılıp sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.

لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبّٗا وَنَبَاتٗا

Size tohumlar, bitkiler; (ağaçları) yetiştirmek için,

Size tohumlar, bitkiler; (ağaçları) yetiştirmek için,

وَجَنَّٰتٍ أَلۡفَافًا

sarmaş dolaş olmuş bağlar ve bahçeler yetiştirmek için.

sarmaş dolaş olmuş bağlar ve bahçeler yetiştirmek için.

إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَٰتٗا

Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir.

Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir.

يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجٗا

Sûr'a üflendiği gün, bölük bölük Allah’a gelirsiniz;

Sûr'a üflendiği gün, bölük bölük Allah’a gelirsiniz;

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٰبٗا

gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur,

gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur,

وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا

dağlar yürütülür, serap haline gelir.

dağlar yürütülür, serap haline gelir.

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادٗا

Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.

Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.

لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابٗا

Azgınların barınağı olacak,

Azgınların barınağı olacak,

لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحۡقَابٗا

(Azgınlar) orada çağlar boyu kalırlar,

(Azgınlar) orada çağlar boyu kalırlar,

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرۡدٗا وَلَا شَرَابًا

orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,

orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,

إِلَّا حَمِيمٗا وَغَسَّاقٗا

kaynar su ve irin tadarlar.

kaynar su ve irin tadarlar.

جَزَآءٗ وِفَاقًا

Ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak.

Ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak.

إِنَّهُمۡ كَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابٗا

Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.

Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.

وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابٗا

Bizim âyetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

Bizim âyetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

وَكُلَّ شَيۡءٍ أَحۡصَيۡنَٰهُ كِتَٰبٗا

Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.

Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.

فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا

Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.

Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.

إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا

Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer,

Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer,

حَدَآئِقَ وَأَعۡنَٰبٗا

bahçeler, üzüm bağları,

bahçeler, üzüm bağları,

وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابٗا

göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,

göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,

وَكَأۡسٗا دِهَاقٗا

içki dolu kâseler vardır.

içki dolu kâseler vardır.

لَّا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوٗا وَلَا كِذَّٰبٗا

Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler.

Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler.

جَزَآءٗ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابٗا

Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır.

Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır.

رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلرَّحۡمَٰنِۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابٗا

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.

يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ صَفّٗاۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَقَالَ صَوَابٗا

Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân’ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.

Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân’ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.

ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا

İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.

İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.

إِنَّآ أَنذَرۡنَٰكُمۡ عَذَابٗا قَرِيبٗا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَٰلَيۡتَنِي كُنتُ تُرَٰبَۢا

Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: «Keşke toprak olsaydım!» diyecektir.

Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: «Keşke toprak olsaydım!» diyecektir.
Footer Include