Header Include

الترجمة التركية - د. علي أوزك وآخرون

ترجمة معاني القرآن الكريم إلى اللغة التركية، ترجمها مجموعة من العلماء. تم تصويبها بإشراف مركز رواد الترجمة، ويتاح الإطلاع على الترجمة الأصلية لغرض إبداء الرأي والتقييم والتطوير المستمر.

QR Code https://quran.islamcontent.com/ar/turkish_shahin

وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرۡقٗا

Söküp çıkaranlara , andolsun;

Söküp çıkaranlara , andolsun;

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشۡطٗا

yavaşça çekenlere , andolsun;

yavaşça çekenlere , andolsun;

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبۡحٗا

yüzdükçe yüzenlere , andolsun;

yüzdükçe yüzenlere , andolsun;

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبۡقٗا

yarıştıkça yarışanlara , andolsun;

yarıştıkça yarışanlara , andolsun;

فَٱلۡمُدَبِّرَٰتِ أَمۡرٗا

iş düzenleyenlere , andolsun;

iş düzenleyenlere , andolsun;

يَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı,

Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı,

تَتۡبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

onu ikinci üflemenin takip ettiği gün,

onu ikinci üflemenin takip ettiği gün,

قُلُوبٞ يَوۡمَئِذٖ وَاجِفَةٌ

işte o gün yürekler kaygıdan oynar,

işte o gün yürekler kaygıdan oynar,

أَبۡصَٰرُهَا خَٰشِعَةٞ

gözler yorgun düşer.

gözler yorgun düşer.

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرۡدُودُونَ فِي ٱلۡحَافِرَةِ

«Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz, derler.

«Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz, derler.

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمٗا نَّخِرَةٗ

(Hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra mı?»

(Hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra mı?»

قَالُواْ تِلۡكَ إِذٗا كَرَّةٌ خَاسِرَةٞ

«O zaman bu, ziyanlı bir dönüş olur» dediler.

«O zaman bu, ziyanlı bir dönüş olur» dediler.

فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةٞ وَٰحِدَةٞ

Bu dönüş, sadece bir seslenmeye bakar.

Bu dönüş, sadece bir seslenmeye bakar.

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

(Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?

(Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?

إِذۡ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلۡوَادِ ٱلۡمُقَدَّسِ طُوًى

Kutsal vadi Tuva'da Rabbi ona şöyle seslenmişti :

Kutsal vadi Tuva'da Rabbi ona şöyle seslenmişti :

ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.

Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.

فَقُلۡ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

De ki: Arınmayı ister misin?

De ki: Arınmayı ister misin?

وَأَهۡدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخۡشَىٰ

Seni Rabbimin yoluna iletmemi, böylece ondan korkarsın.

Seni Rabbimin yoluna iletmemi, böylece ondan korkarsın.

فَأَرَىٰهُ ٱلۡأٓيَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰ

Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.

Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

(O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.

(O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.

ثُمَّ أَدۡبَرَ يَسۡعَىٰ

Sonra (inkâr için) olanca çabasını göstererek sırtını döndü.

Sonra (inkâr için) olanca çabasını göstererek sırtını döndü.

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:

Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلۡأَعۡلَىٰ

Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.

Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلۡأٓخِرَةِ وَٱلۡأُولَىٰٓ

Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.

Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبۡرَةٗ لِّمَن يَخۡشَىٰٓ

Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.

Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.

ءَأَنتُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُۚ بَنَىٰهَا

Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti,

Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti,

رَفَعَ سَمۡكَهَا فَسَوَّىٰهَا

onu yükseltip düzene koydu.

onu yükseltip düzene koydu.

وَأَغۡطَشَ لَيۡلَهَا وَأَخۡرَجَ ضُحَىٰهَا

Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.

Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.

وَٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

Ondan sonra da yeryüzünü yayıp döşedi.

Ondan sonra da yeryüzünü yayıp döşedi.

أَخۡرَجَ مِنۡهَا مَآءَهَا وَمَرۡعَىٰهَا

Yerden suyunu ve otlağını çıkardı

Yerden suyunu ve otlağını çıkardı

وَٱلۡجِبَالَ أَرۡسَىٰهَا

ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

مَتَٰعٗا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ

Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere,

Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere,

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلۡكُبۡرَىٰ

her şeyi alt üst eden o büyük felâket geldiği vakit,

her şeyi alt üst eden o büyük felâket geldiği vakit,

يَوۡمَ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ

insanın yapıp ettiklerini hatırlayacağı gün

insanın yapıp ettiklerini hatırlayacağı gün

وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

ve görene cehennem açık bir şekilde gösterildiği zaman;

ve görene cehennem açık bir şekilde gösterildiği zaman;

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

azana

azana

وَءَاثَرَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا

ve dünya hayatını ahirete tercih edene,

ve dünya hayatını ahirete tercih edene,

فَإِنَّ ٱلۡجَحِيمَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ

şüphesiz cehennem tek barınaktır.

şüphesiz cehennem tek barınaktır.

وَأَمَّا مَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفۡسَ عَنِ ٱلۡهَوَىٰ

Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için ise

Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için ise

فَإِنَّ ٱلۡجَنَّةَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ

şüphesiz cennet yegâne barınaktır.

şüphesiz cennet yegâne barınaktır.

يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرۡسَىٰهَا

Sana kıyameti sorarlar: Gelip çatması ne zamandır? (derler.)

Sana kıyameti sorarlar: Gelip çatması ne zamandır? (derler.)

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكۡرَىٰهَآ

Sen onu nereden bilip bildireceksin!

Sen onu nereden bilip bildireceksin!

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

O'nun nihaî ilmi yalnız Rabbine aittir.

O'nun nihaî ilmi yalnız Rabbine aittir.

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخۡشَىٰهَا

Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.

Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.

كَأَنَّهُمۡ يَوۡمَ يَرَوۡنَهَا لَمۡ يَلۡبَثُوٓاْ إِلَّا عَشِيَّةً أَوۡ ضُحَىٰهَا

Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar. 

Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar. 
Footer Include