Header Include

തുർകിഷ് വിവർത്തനം - ശഅ്ബാൻ ബറേത്ഷ്

വിശുദ്ധ ഖുർആൻ ആശയവിവർത്തനം (തുർകിഷ് ഭാഷയിൽ). ശഅ്ബാൻ ബറേത്ഷ് നടത്തിയ വിവർത്തനം. റുവ്വാദ് തർജമ സെന്ററിന്റെ മേൽനോട്ടത്തിൽ പരിശോധന പൂർത്തീകരിച്ചിട്ടുണ്ട്. നിര്‍ദേശങ്ങള്‍ക്കും, തിരുത്തലുകൾക്കും വേണ്ടി മൂലവിവർത്തനം പുനഃപരിശോധനക്കായി ലഭ്യമാണ്.

QR Code https://quran.islamcontent.com/ml/turkish_shaban

وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرۡقٗا

Yemin olsun şiddetle söküp alanlara…

Yemin olsun şiddetle söküp alanlara…

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشۡطٗا

Kolayca çekip çıkaranlara…

Kolayca çekip çıkaranlara…

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبۡحٗا

(Gökyüzünde) Yüzdükçe yüzenlere…

(Gökyüzünde) Yüzdükçe yüzenlere…

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبۡقٗا

Yarıştıkça yarışanlara…

Yarıştıkça yarışanlara…

فَٱلۡمُدَبِّرَٰتِ أَمۡرٗا

Ve işleri düzene sokanlara...

Ve işleri düzene sokanlara...

يَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

O gün (birinci üflemeyle) sarsılacak olan sarsılır.

O gün (birinci üflemeyle) sarsılacak olan sarsılır.

تَتۡبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

Bir diğeri onu izler.

Bir diğeri onu izler.

قُلُوبٞ يَوۡمَئِذٖ وَاجِفَةٌ

O gün kalpler korkudan çarpar.

O gün kalpler korkudan çarpar.

أَبۡصَٰرُهَا خَٰشِعَةٞ

Gözleri korku ile yere eğilmiştir.

Gözleri korku ile yere eğilmiştir.

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرۡدُودُونَ فِي ٱلۡحَافِرَةِ

Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?" derler.

Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?" derler.

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمٗا نَّخِرَةٗ

Çürüyüp ufalanmış kemikler haline geldiğimiz zaman mı?

Çürüyüp ufalanmış kemikler haline geldiğimiz zaman mı?

قَالُواْ تِلۡكَ إِذٗا كَرَّةٌ خَاسِرَةٞ

Öyleyse bu dönüş hüsrandır, derler.

Öyleyse bu dönüş hüsrandır, derler.

فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةٞ وَٰحِدَةٞ

O, ancak tek bir çığlıktır.

O, ancak tek bir çığlıktır.

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

İşte o zaman onlar, hemen (kendilerini mahşerde) buluverirler.

İşte o zaman onlar, hemen (kendilerini mahşerde) buluverirler.

هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

Musa’nın haberi sana geldi mi?

Musa’nın haberi sana geldi mi?

إِذۡ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلۡوَادِ ٱلۡمُقَدَّسِ طُوًى

Hani, Rabbi ona, mukaddes Tuva’da seslenmişti.

Hani, Rabbi ona, mukaddes Tuva’da seslenmişti.

ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

Firavun’a git, çünkü o azdı.

Firavun’a git, çünkü o azdı.

فَقُلۡ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

Ve de ki: Arınmaya istekli misin?

Ve de ki: Arınmaya istekli misin?

وَأَهۡدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخۡشَىٰ

Seni Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden korkasın!

Seni Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden korkasın!

فَأَرَىٰهُ ٱلۡأٓيَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰ

Ona en büyük ayeti gösterdi.

Ona en büyük ayeti gösterdi.

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

Fakat o yalanladı ve isyan etti.

Fakat o yalanladı ve isyan etti.

ثُمَّ أَدۡبَرَ يَسۡعَىٰ

Sonra arkasını dönüp, koşmaya başladı.

Sonra arkasını dönüp, koşmaya başladı.

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

Toplayıp şöyle seslendi:

Toplayıp şöyle seslendi:

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلۡأَعۡلَىٰ

Sizin en yüce rabbiniz benim, dedi.

Sizin en yüce rabbiniz benim, dedi.

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلۡأٓخِرَةِ وَٱلۡأُولَىٰٓ

Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.

Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبۡرَةٗ لِّمَن يَخۡشَىٰٓ

İşte bunda gerçekten korkan kimse için bir ibret vardır.

İşte bunda gerçekten korkan kimse için bir ibret vardır.

ءَأَنتُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُۚ بَنَىٰهَا

(Ölümden sonra) Sizi mi (yeniden) yaratmak daha güçtür, yoksa göğü mü? Onu bina etti.

(Ölümden sonra) Sizi mi (yeniden) yaratmak daha güçtür, yoksa göğü mü? Onu bina etti.

رَفَعَ سَمۡكَهَا فَسَوَّىٰهَا

Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.

Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.

وَأَغۡطَشَ لَيۡلَهَا وَأَخۡرَجَ ضُحَىٰهَا

Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.

Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.

وَٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

Ve yeri bundan sonra yaydı.

Ve yeri bundan sonra yaydı.

أَخۡرَجَ مِنۡهَا مَآءَهَا وَمَرۡعَىٰهَا

Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.

Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.

وَٱلۡجِبَالَ أَرۡسَىٰهَا

Dağları da yerleştirdi.

Dağları da yerleştirdi.

مَتَٰعٗا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ

Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için…

Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için…

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلۡكُبۡرَىٰ

En büyük kıyamet (ikinci üfleniş) geldiği zaman,

En büyük kıyamet (ikinci üfleniş) geldiği zaman,

يَوۡمَ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ

İnsanın yapıp ettiklerini hatırlayacağı gün,

İnsanın yapıp ettiklerini hatırlayacağı gün,

وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

Kim azdıysa,

Kim azdıysa,

وَءَاثَرَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا

Dünya hayatını tercih ettiyse,

Dünya hayatını tercih ettiyse,

فَإِنَّ ٱلۡجَحِيمَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ

Cehennem onun varacağı barınaktır.

Cehennem onun varacağı barınaktır.

وَأَمَّا مَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفۡسَ عَنِ ٱلۡهَوَىٰ

Ama, kim de Rabbinin makamından korkup, kendisini heveslerine uymaktan alıkoymuşsa,

Ama, kim de Rabbinin makamından korkup, kendisini heveslerine uymaktan alıkoymuşsa,

فَإِنَّ ٱلۡجَنَّةَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ

Cennet de onun barınağıdır.

Cennet de onun barınağıdır.

يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرۡسَىٰهَا

Sana kıyametin ne zaman gelip, çatacağını soruyorlar.

Sana kıyametin ne zaman gelip, çatacağını soruyorlar.

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكۡرَىٰهَآ

Sen onu nereden bileceksin.

Sen onu nereden bileceksin.

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

Rabbine aittir, onun sonucu..

Rabbine aittir, onun sonucu..

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخۡشَىٰهَا

Sen ancak ondan korkan kimseye bir uyarıcısın.

Sen ancak ondan korkan kimseye bir uyarıcısın.

كَأَنَّهُمۡ يَوۡمَ يَرَوۡنَهَا لَمۡ يَلۡبَثُوٓاْ إِلَّا عَشِيَّةً أَوۡ ضُحَىٰهَا

Onu gördükleri gün, onlar sanki, sadece bir akşam veya bir kuşluk vakti süresince (dünyada) kalmış olurlar.

Onu gördükleri gün, onlar sanki, sadece bir akşam veya bir kuşluk vakti süresince (dünyada) kalmış olurlar.
Footer Include