Salin sa Wikang Turko ng Sentro ng Rowad sa Pagsasalin
Pagsasalin ng mga Kahulugan ng Marangal na Qur'an
Isinalin ito ng isang pangkat ng Sentro ng Rowad sa Pagsasalin sa pakikipagtulungan ng Samahan ng Da‘wah sa Rabwah at Samahan ng Paglilingkod sa Nilalamang Islāmiko sa mga Wika.
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
Göğe ve târıka andolsun.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
Târıkın ne olduğunu sen ne bileceksin?
ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ
O, (karanlığı) delip, geçen yıldızdır.
إِن كُلُّ نَفۡسٖ لَّمَّا عَلَيۡهَا حَافِظٞ
Üzerinde gözetleyici/koruyucu bulunmayan hiç bir nefis (kimse) yoktur.
فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ
Öyleyse, insan neyden yaratıldığına bir baksın.
خُلِقَ مِن مَّآءٖ دَافِقٖ
Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.
يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَآئِبِ
Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.
إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرٞ
Şüphesiz Allah’ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.
يَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَآئِرُ
Sırların açığa çıktığı gün.
فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٖ وَلَا نَاصِرٖ
(O gün) artık insan için ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı.
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ
Yağmurlu göğe andolsun.
وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ
Yarık yarık çatlamış yere andolsun.
إِنَّهُۥ لَقَوۡلٞ فَصۡلٞ
Şüphesiz o Kur’an, hak ile batılı ayırt eden bir sözdür.
وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ
O, boş bir söz değildir.
إِنَّهُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدٗا
Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar.
وَأَكِيدُ كَيۡدٗا
Ben de bir tuzak kurarım.
فَمَهِّلِ ٱلۡكَٰفِرِينَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَيۡدَۢا
Öyleyse kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı!
share_via