Bản dịch tiếng Thổ Nhĩ Kỳ - Tiến sĩ 'Ali Özek và những người khác
Dịch thuật ý nghĩa Kinh Qur'an
Người dịch Ouzk và cùng với những người khác, được phát triển dưới sự giám sát của Trung tâm Dịch thuật Rowad, và có thể xem bản dịch gốc để đưa ra ý kiến, đánh giá và phát triển liên tục.
وَيۡلٞ لِّلۡمُطَفِّفِينَ
Hilekârlara yazıklar olsun!
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكۡتَالُواْ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسۡتَوۡفُونَ
İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam,
وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ يُخۡسِرُونَ
onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan.
أَلَا يَظُنُّ أُوْلَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبۡعُوثُونَ
Onlar düşünmezler mi ki, diriltilecekler!
لِيَوۡمٍ عَظِيمٖ
Büyük bir günde (hesap vermek için) öyle bir gün ki,
يَوۡمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٖ
Doğrusu günahkârların yazısı, muhakkak Siccîn’de olmaktır.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سِجِّينٞ
Siccîn nedir, bilir misin?
كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ
( o günahkarların yazısı ) Amellerin sayılıp yazıldığı bir kitaptır .
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
O gün vay haline yalancıların!
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ
Ki onlar, ceza gününü yalan sayarlar.
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ
Onu ancak hükümleri çiğneyen ve günaha dalan kimseler yalanlar.
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
Böyle birine âyetlerimiz okununca «Eskilerin masalları» derdi.
كَلَّاۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir.
كَلَّآ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ يَوۡمَئِذٖ لَّمَحۡجُوبُونَ
Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O'nu görmekten) mahrum kalmışlardır.
ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُواْ ٱلۡجَحِيمِ
Sonra onlar cehenneme girerler.
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Sonra onlara: «İşte yalanlamış olduğunuz (cehennem) budur» denilir.
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡأَبۡرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ
Hayır! Andolsun iyilerin kitabı İlliyyûn'dadır.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ
İlliyyûn nedir, bilir misin?
كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ
(O İlliyyûn'daki kitap) İçinde ameller kaydedilmiş bir kitaptır.
يَشۡهَدُهُ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
Kitabı, Allah’a yakın olanlar görür.
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمٍ
İyiler kesinkes cennettedir.
عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
تَعۡرِفُ فِي وُجُوهِهِمۡ نَضۡرَةَ ٱلنَّعِيمِ
Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.
يُسۡقَوۡنَ مِن رَّحِيقٖ مَّخۡتُومٍ
Kendilerine mühürlü hâlis bir içki sunulur.
خِتَٰمُهُۥ مِسۡكٞۚ وَفِي ذَٰلِكَ فَلۡيَتَنَافَسِ ٱلۡمُتَنَٰفِسُونَ
Onun içiminin sonunda misk kokusu vardır. İşte yarışanlar ancak onda yarışsınlar.
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسۡنِيمٍ
Karışımı Tesnîm'dendir.
عَيۡنٗا يَشۡرَبُ بِهَا ٱلۡمُقَرَّبُونَ
(O Tesnîm Allah'a) Yakın olanların içecekleri bir kaynaktır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ كَانُواْ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَضۡحَكُونَ
Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
وَإِذَا مَرُّواْ بِهِمۡ يَتَغَامَزُونَ
Onlarla karşılaştıklarında kaş göz hareketiyle alay ederlerdi.
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓاْ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمُ ٱنقَلَبُواْ فَكِهِينَ
Ailelerine döndüklerinde, (alaylarından dolayı) keyiflenerek dönerlerdi.
وَإِذَا رَأَوۡهُمۡ قَالُوٓاْ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ
Müminleri gördüklerinde: «Şüphesiz bunlar sapıtmış» derlerdi.
وَمَآ أُرۡسِلُواْ عَلَيۡهِمۡ حَٰفِظِينَ
Halbuki onlar, müminleri denetleyici olarak gönderilmediler.
فَٱلۡيَوۡمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنَ ٱلۡكُفَّارِ يَضۡحَكُونَ
İşte o gün (ahirette) de iman edenler kâfirlere gülerler.
عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
Koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
هَلۡ ثُوِّبَ ٱلۡكُفَّارُ مَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ
Kâfirler, yaptıklarının cezasını buldular mı! (Elbette buldular.)
share_via