Header Include

トルコ語対訳 - ルゥワード翻訳事業センター

クルアーン・トルコ語対訳 - ルゥワード翻訳事業センターとイスラーム・ハウス(www.islamhouse.com)の共訳 ヒジュラ暦1440年

QR Code https://quran.islamcontent.com/ja/turkish_rwwad

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ

Yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.

Yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.

أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ

Kendisine o âmâ geldi diye.

Kendisine o âmâ geldi diye.

وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ

Ne bilirsin belki o temizlenecekti.

Ne bilirsin belki o temizlenecekti.

أَوۡ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰٓ

Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt ona fayda verecekti.

Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt ona fayda verecekti.

أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ

Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ

Sen, ona yöneliyorsun.

Sen, ona yöneliyorsun.

وَمَا عَلَيۡكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

(İstemiyorsa) arınmamasından sen sorumlu değilsin!

(İstemiyorsa) arınmamasından sen sorumlu değilsin!

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسۡعَىٰ

Fakat koşup sana gelen kimse;

Fakat koşup sana gelen kimse;

وَهُوَ يَخۡشَىٰ

(Allah'tan) korkuğu halde;

(Allah'tan) korkuğu halde;

فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ

Sen onu bırakıp oyalanıyorsun.

Sen onu bırakıp oyalanıyorsun.

كَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةٞ

Hayır. Bu ancak bir öğüttür.

Hayır. Bu ancak bir öğüttür.

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Artık dileyen kimse ondan öğüt alır.

Artık dileyen kimse ondan öğüt alır.

فِي صُحُفٖ مُّكَرَّمَةٖ

(O) şerefli sahifelerdedir.

(O) şerefli sahifelerdedir.

مَّرۡفُوعَةٖ مُّطَهَّرَةِۭ

Yüce ve tertemiz olan.

Yüce ve tertemiz olan.

بِأَيۡدِي سَفَرَةٖ

Kâtiplerin ellerinde.

Kâtiplerin ellerinde.

كِرَامِۭ بَرَرَةٖ

Değerli ve itaatkâr olan (Meleklerin).

Değerli ve itaatkâr olan (Meleklerin).

قُتِلَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ

Kahrolası (inkârcı) insan! Ne nankördür o!

Kahrolası (inkârcı) insan! Ne nankördür o!

مِنۡ أَيِّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥ

Allah, onu hangi şeyden yarattı?

Allah, onu hangi şeyden yarattı?

مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ

Bir nutfeden yarattı ve belli bir şekle soktu.

Bir nutfeden yarattı ve belli bir şekle soktu.

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ

Sonra da ona yolu kolaylaştırdı.

Sonra da ona yolu kolaylaştırdı.

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ

Sonra da onu öldürüp kabre koydu.

Sonra da onu öldürüp kabre koydu.

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ

Sonra dilediği zaman onu yeniden diriltir.

Sonra dilediği zaman onu yeniden diriltir.

كَلَّا لَمَّا يَقۡضِ مَآ أَمَرَهُۥ

Hayır. O (Rabbinin) kendisine emrettiğini yerine getirmedi.

Hayır. O (Rabbinin) kendisine emrettiğini yerine getirmedi.

فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ

İnsan yiyeceğine bir baksın.

İnsan yiyeceğine bir baksın.

أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَآءَ صَبّٗا

Şüphesiz biz suyu/yağmuru döktükçe döktük.

Şüphesiz biz suyu/yağmuru döktükçe döktük.

ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقّٗا

Sonra toprağı iyiden iyiye yardık!

Sonra toprağı iyiden iyiye yardık!

فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا حَبّٗا

Ve orada taneler bitirdik.

Ve orada taneler bitirdik.

وَعِنَبٗا وَقَضۡبٗا

Üzümler ve yoncalar,

Üzümler ve yoncalar,

وَزَيۡتُونٗا وَنَخۡلٗا

Zeytinler ve hurmalar,

Zeytinler ve hurmalar,

وَحَدَآئِقَ غُلۡبٗا

Sık ağaçlı bahçeler,

Sık ağaçlı bahçeler,

وَفَٰكِهَةٗ وَأَبّٗا

Meyveler ve otlaklar,

Meyveler ve otlaklar,

مَّتَٰعٗا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ

Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için,

Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için,

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ

Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,

Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,

يَوۡمَ يَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِيهِ

O gün kişi kardeşinden kaçar.

O gün kişi kardeşinden kaçar.

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ

Anasından ve babasından,

Anasından ve babasından,

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ

Eşinden ve evladından,

Eşinden ve evladından,

لِكُلِّ ٱمۡرِيٕٖ مِّنۡهُمۡ يَوۡمَئِذٖ شَأۡنٞ يُغۡنِيهِ

O gün herkes için kendine yetecek bir işi vardır.

O gün herkes için kendine yetecek bir işi vardır.

وُجُوهٞ يَوۡمَئِذٖ مُّسۡفِرَةٞ

O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar.

O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar.

ضَاحِكَةٞ مُّسۡتَبۡشِرَةٞ

Güleç ve neşelidir.

Güleç ve neşelidir.

وَوُجُوهٞ يَوۡمَئِذٍ عَلَيۡهَا غَبَرَةٞ

Öyle yüzler de var ki o gün üzerini toz kaplamıştır.

Öyle yüzler de var ki o gün üzerini toz kaplamıştır.

تَرۡهَقُهَا قَتَرَةٌ

Onları bir siyahlık bürür.

Onları bir siyahlık bürür.

أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَفَرَةُ ٱلۡفَجَرَةُ

İşte onlar kâfirler, facirlerdir.

İşte onlar kâfirler, facirlerdir.
Footer Include