Header Include

ترجمه ى تركى - دكتر اوزک و ديگران

ترجمهٔ معانی قرآن کریم به زبان ترکی. ترجمه شده توسط گروهی از علما. مراجعه و تصحیح زیر نظر مرکز ترجمهٔ رواد. ترجمهٔ اصلی به هدف اظهار نظر و ارزش‌گذاری و بهبود مستمر در معرض نظر خوانندگان قرار دارد

QR Code https://quran.islamcontent.com/fa/turkish_shahin

وَٱلۡمُرۡسَلَٰتِ عُرۡفٗا

Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri peşinden gönderilenlere;

Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri peşinden gönderilenlere;

فَٱلۡعَٰصِفَٰتِ عَصۡفٗا

Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara;

Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara;

وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشۡرٗا

(Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;

(Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;

فَٱلۡفَٰرِقَٰتِ فَرۡقٗا

(Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara;

(Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara;

فَٱلۡمُلۡقِيَٰتِ ذِكۡرًا

öğüt telkin edenlere;

öğüt telkin edenlere;

عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا

(Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için.

(Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için.

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٞ

Bilin ki size vadolunan şey gerçekleşecek!

Bilin ki size vadolunan şey gerçekleşecek!

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ

Yıldızların ışığı söndürüldüğü,

Yıldızların ışığı söndürüldüğü,

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتۡ

gökkubbe yarıldığı,

gökkubbe yarıldığı,

وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ

dağlar ufalanıp savrulduğu

dağlar ufalanıp savrulduğu

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ

ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).

ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).

لِأَيِّ يَوۡمٍ أُجِّلَتۡ

(Bu alâmetler) hangi vakte ertelenmiştir?

(Bu alâmetler) hangi vakte ertelenmiştir?

لِيَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ

Hüküm gününe.

Hüküm gününe.

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ

(Rasûlüm!) Hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin! (O gün insanlar amellerine göre Cennet yahut Cehennem'e sevkedilirler)

(Rasûlüm!) Hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin! (O gün insanlar amellerine göre Cennet yahut Cehennem'e sevkedilirler)

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!

O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!

أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِينَ

Biz, (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri helâk etmedik mi?

Biz, (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri helâk etmedik mi?

ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡأٓخِرِينَ

Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.

Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.

كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ

İşte biz suçlulara böyle yaparız!

İşte biz suçlulara böyle yaparız!

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! 

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! 

أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءٖ مَّهِينٖ

(Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?

(Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?

فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارٖ مَّكِينٍ

İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik.

İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik.

إِلَىٰ قَدَرٖ مَّعۡلُومٖ

Belli bir süreye kadar…

Belli bir süreye kadar…

فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ

Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!

Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

O gün (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا

Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

أَحۡيَآءٗ وَأَمۡوَٰتٗا

Dirilere ve ölülere.

Dirilere ve ölülere.

وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ شَٰمِخَٰتٖ وَأَسۡقَيۡنَٰكُم مَّآءٗ فُرَاتٗا

Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik.

Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik.

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

(İnkarcılara o gün şöyle denilir:) yalan sayageldiğiniz azaba doğru gidin!

(İnkarcılara o gün şöyle denilir:) yalan sayageldiğiniz azaba doğru gidin!

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلّٖ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبٖ

Üç kola ayrılmış, (ama) bir gölgeye gidin.

Üç kola ayrılmış, (ama) bir gölgeye gidin.

لَّا ظَلِيلٖ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ

Ne gölgelendiren, ne de alevden koruyan.

Ne gölgelendiren, ne de alevden koruyan.

إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرٖ كَٱلۡقَصۡرِ

O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.

O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.

كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٞ صُفۡرٞ

Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.

Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ

Bu, (kâfirlerin) konuşamayacağı bir gündür.

Bu, (kâfirlerin) konuşamayacağı bir gündür.

وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ

Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.

Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ

(O zaman şöyle denir:) Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik.

(O zaman şöyle denir:) Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik.

فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدٞ فَكِيدُونِ

(Azaptan kurtulmanız için) bir hileniz varsa, gösterin bana hilenizi!

(Azaptan kurtulmanız için) bir hileniz varsa, gösterin bana hilenizi!

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلٖ وَعُيُونٖ

Şüphesiz (o gün) takvâ sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,

Şüphesiz (o gün) takvâ sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ

canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler (arasında olacaklardır.)

canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler (arasında olacaklardır.)

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

(Kendilerine:) «İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi âfîyetle yiyin için» (denir).

(Kendilerine:) «İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi âfîyetle yiyin için» (denir).

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.

İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ

(Ey inkârcılar!) yiyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!

(Ey inkârcılar!) yiyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ

Onlar, kendilerine: «Allah'ın huzurunda eğilin!» denildiği vakit eğilmezler.

Onlar, kendilerine: «Allah'ın huzurunda eğilin!» denildiği vakit eğilmezler.

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ

Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar? 

Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar? 
Footer Include