Terjemahan Berbahasa Turki - Sya'ban Bretch
Terjemahan makna Al-Qur`ān Al-Karīm ke bahasa Turki oleh Sya'ban Bretch. Terjemahan ini sudah dikoreksi oleh Pusat Terjemah Ruwwād. Terjemahan asli bisa dilihat untuk memberikan masukan, penilaian, dan pengembangan berkelanjutan.
وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرۡقٗا
Yemin olsun şiddetle söküp alanlara…
وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشۡطٗا
Kolayca çekip çıkaranlara…
وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبۡحٗا
(Gökyüzünde) Yüzdükçe yüzenlere…
فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبۡقٗا
Yarıştıkça yarışanlara…
فَٱلۡمُدَبِّرَٰتِ أَمۡرٗا
Ve işleri düzene sokanlara...
يَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ
O gün (birinci üflemeyle) sarsılacak olan sarsılır.
تَتۡبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ
Bir diğeri onu izler.
قُلُوبٞ يَوۡمَئِذٖ وَاجِفَةٌ
O gün kalpler korkudan çarpar.
أَبۡصَٰرُهَا خَٰشِعَةٞ
Gözleri korku ile yere eğilmiştir.
يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرۡدُودُونَ فِي ٱلۡحَافِرَةِ
Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?" derler.
أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمٗا نَّخِرَةٗ
Çürüyüp ufalanmış kemikler haline geldiğimiz zaman mı?
قَالُواْ تِلۡكَ إِذٗا كَرَّةٌ خَاسِرَةٞ
Öyleyse bu dönüş hüsrandır, derler.
فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةٞ وَٰحِدَةٞ
O, ancak tek bir çığlıktır.
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ
İşte o zaman onlar, hemen (kendilerini mahşerde) buluverirler.
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
Musa’nın haberi sana geldi mi?
إِذۡ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلۡوَادِ ٱلۡمُقَدَّسِ طُوًى
Hani, Rabbi ona, mukaddes Tuva’da seslenmişti.
ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
Firavun’a git, çünkü o azdı.
فَقُلۡ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ
Ve de ki: Arınmaya istekli misin?
وَأَهۡدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخۡشَىٰ
Seni Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden korkasın!
فَأَرَىٰهُ ٱلۡأٓيَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰ
Ona en büyük ayeti gösterdi.
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ
Fakat o yalanladı ve isyan etti.
ثُمَّ أَدۡبَرَ يَسۡعَىٰ
Sonra arkasını dönüp, koşmaya başladı.
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ
Toplayıp şöyle seslendi:
فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلۡأَعۡلَىٰ
Sizin en yüce rabbiniz benim, dedi.
فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلۡأٓخِرَةِ وَٱلۡأُولَىٰٓ
Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبۡرَةٗ لِّمَن يَخۡشَىٰٓ
İşte bunda gerçekten korkan kimse için bir ibret vardır.
ءَأَنتُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُۚ بَنَىٰهَا
(Ölümden sonra) Sizi mi (yeniden) yaratmak daha güçtür, yoksa göğü mü? Onu bina etti.
رَفَعَ سَمۡكَهَا فَسَوَّىٰهَا
Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.
وَأَغۡطَشَ لَيۡلَهَا وَأَخۡرَجَ ضُحَىٰهَا
Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.
وَٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ
Ve yeri bundan sonra yaydı.
أَخۡرَجَ مِنۡهَا مَآءَهَا وَمَرۡعَىٰهَا
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
وَٱلۡجِبَالَ أَرۡسَىٰهَا
Dağları da yerleştirdi.
مَتَٰعٗا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için…
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلۡكُبۡرَىٰ
En büyük kıyamet (ikinci üfleniş) geldiği zaman,
يَوۡمَ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ
İnsanın yapıp ettiklerini hatırlayacağı gün,
وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ
Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.
فَأَمَّا مَن طَغَىٰ
Kim azdıysa,
وَءَاثَرَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا
Dünya hayatını tercih ettiyse,
فَإِنَّ ٱلۡجَحِيمَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ
Cehennem onun varacağı barınaktır.
وَأَمَّا مَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفۡسَ عَنِ ٱلۡهَوَىٰ
Ama, kim de Rabbinin makamından korkup, kendisini heveslerine uymaktan alıkoymuşsa,
فَإِنَّ ٱلۡجَنَّةَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ
Cennet de onun barınağıdır.
يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرۡسَىٰهَا
Sana kıyametin ne zaman gelip, çatacağını soruyorlar.
فِيمَ أَنتَ مِن ذِكۡرَىٰهَآ
Sen onu nereden bileceksin.
إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ
Rabbine aittir, onun sonucu..
إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخۡشَىٰهَا
Sen ancak ondan korkan kimseye bir uyarıcısın.
كَأَنَّهُمۡ يَوۡمَ يَرَوۡنَهَا لَمۡ يَلۡبَثُوٓاْ إِلَّا عَشِيَّةً أَوۡ ضُحَىٰهَا
Onu gördükleri gün, onlar sanki, sadece bir akşam veya bir kuşluk vakti süresince (dünyada) kalmış olurlar.
مشاركة عبر